25 Kasım 2009 Çarşamba

Hikayelerin Dili

Hikayelerin bittiği noktada gerçek olan görüntülerin yerine hayallerimiz alır ve geride ise kalan sadece bir fotoğraf olur..

göz açıp kapayınca kadar bir süre, donmuşcasına bir görüntü fakat insan zihninde yer alan hareketleri..

renklerin bitişi ya da başlangıcı..siyah ve beyazın içinde kaybolan kırmızı,yeşil ve mavi..

o perdenin sesi ve deklanşördeki parmak izi..

işte..

Nikon F3'ümle bir kaç sahne daha..



Fotoğraftaki kişilerin ifadesi olarak hiç de buralara ait değilmiş gibi duruyor fotoğraf fakat tam olarak Taksim Metro'sundaydı..

Dikkatimi çeken şey,kızın saçları olmuştu..ne kadar da uzun ve dümdüz..

garip bir ifadesi var kızın..sadece kızın değil dikkatlice bakılınca her birinin bir düşünce içinde olduğu anlaşılıyor..




bir başka raylı ulaşım aracı İstiklal'deki tramvay..

karmaşık bir sahne içinde birden çok olay var..Fransız bir turist grubu olması gerek bunlar..

bir anda doluştular kameralarını çıkarıp sanki daha önce çalışılmış sahneler gibi çekmeye başladılar fotoğrafları..

soldaki iki adam aynı objeyi çekiyor gibi,büyük ihtimal sağdaki burnu görünen kadını..



bir önceki fotoğraftan belki 1 sn sonra sol tarafımda bu çocuk..

şuan unuttuğum bir arkadaşının adını bağırıyordu,onunla beraber gelmesi için..üstündeki ıslaklık yağmurdan..arkadaşı onunla tramvaya atlamayı kabul etmeyince pek de hoşnut kalmamıştı..

pek çok sahne vardı etrafımda ama önceliğim de sadece fotoğraf değildi o sırada..



ölüm tehlikesi ?

patlayıcı madde ihtiva etmektedir..ateş ve barut..




bu kadar seyrek blog yazmak canımı sıkıyor ama vakit denen şeyden daha çok olması gerek bunun böyle olmaması için..ya da günlerin 36 saat olması..

herkese iyi bayramlar !!



L.

1 yorum:

Okan Akan dedi ki...

Kendi iç sesini de dinlediğin, çevreni de melankolik bir dille anlatmayı seçtiğin bir sokak seti olmuş. nikon f3 çok çekici duyuyor ilgiyle izlemeyi sürdürücem.

Bu arada teyzenin burnu iyiydi cidden:)