20 Nisan 2009 Pazartesi

festival günlüğü 3/4

4 gün öncesi..


bu seferki durak Atlas Sineması ve arka arkaya 2 film birden !!




Fotoğraf Yılları ve Liverpool.. Liverpool'u izleyen bir insanın film bittikten sonra hayatına kaldığı yerden devam edebilmesi oldukça zor birşeydir..


bunu kötü anlamamak gerekli,sadece filmin tarzı bu.bence..


son sahnesine kadar filmin başlaması ile bitmesi arasındaki zaman çizgisinde kayboluyor insan,bittiği zaman ise,eskisi gibi olmuyor..




yukarı çıkıp sağdan tekrar yukarı çıkıp soldan tekrar yukarı çıktığım zaman ise karşıma Cansu çıkıyor..

bir kaç fotoğraf sohbeti,işler güçler..

bir de anket doldurma olayı var,gezici bir kadın elinde anket kağıtları ile turluyordu..



ve adını hatırlayamadığım fakat simaı tanıdık gelen biri geliyor..

ya da büsbütün karıştırıyorum..



2. film'e girmeden önce Tramway'da geleneksel yemeğim Dana Schnitzel ile randevum..

şiddetle tavsiye edilir..




bir zaman hatası oldu,önce aslında Fotoğraf Yılları'na girmiştim..kendimden de birşeyler gördüm o filmde..garip..

bugün Pazartesi ve ben dünkü -son- Festival Günlüğümü daha yazmadım..ki özel bir filmdi..


iyi haftalar !!


L.

16 Nisan 2009 Perşembe

festival günlüğü 2/4


son anda koşarak,uçarak,aralardan kaçarak yetiştim rexx'e. tabi 1. salonun o stadyum tribunu yapısı da birde karşıma çıkınca 5-11 noktasını bulmak ilk seferde kolay olmadı..

bulduğumda ise birileri beni bekliyordu..

dünkü film Loft adlı Belçika yapımı bir filmdi.

nedense bu sefer elimde hiç görsel yok o yuzden bir kaç sahneden kareler olacak burada..


konuyu derinlemesine anlatmaktansa,dikkat edilen noktaları belirtmek daha mantıklı olur diye düşünüyorum..

en başta,mimari ile olan örgü oldukça başarılı bir şekilde kuzey ülkelerinin post-modernizm olgusuna -belirli seviye insanlar için- nasıl da sahip çıkışlarını görmek güzel.

sonlara doğru Vincent'ın dediği gibi,bütün planın kadınlar tarafından tezgahlanması da çok başarılı.Hepsi Vincent'in açığından faydalanarak gerçeği çözüyorlar..

Sinematografisi geniş açı o kadar fazla yoktu ama yine de tele açılı sahnelerden sayıca daha fazlaydı..bire bir diyalogların dışında tabi..

renkler de muhteşemdi açıkçası,çok fazla sarı tonlara kaçmadan konu ile paralel yöreye özgü renkler..

ama garip olan o kadar entrika aldatma konuları geçiyor,bahsi geçen kadınlar sanırım özellikle "güzel" dediğimiz kadın normundan uzaktı..bu da belirli bir tercih olabilir tabi..
ben şiddetle tavsiye ediyorum,çok iyi bir kurgusu var ve detaya inen yapısı da etkileyici..

bir kaç sahne..




flandersimage.com



sonrasında mehmet ve melis ile karga'da yapılan analizler..sohbet ve gülüşmeler.. ortaya karışık..

L.

Santral'de Konuşmalar

santralı hep sevmişimdir,tabi bunun orası daha açılmadan önce mehmet ile gidip içerisini keşfetme isteğimizin yarım kalması işe sonuçlanmasından kaynaklanıyor da olabilir..ya da başlı başına mimarisi..

gözde,yaşar,bora ve ben..bir de gülin vardı,o da hikayeyi yazacak olan kişi..

herkesin ortak noktasında bir konuşma daha gerçekleşti..

yeni ufak projeler bunlar tabi hatta ilk meyvelerini de almaya başladık..

öncesinde santral'de kantinde geçen güzel zaman ve geriye kalanlar..



ps editleri de yaşar arkadaşımızdan yapılmıştır,enterasan beyaz düşey çerçeve benim tarzım değildir zaten..











çok da yorgun çıkmışım..hayat hızlanıyor her geçen gün !!

L.

13 Nisan 2009 Pazartesi

Bu İşler Böyle...

Bazı şeyleri yapmak için öncelikle fedakarlık gereklidir...diye bir söz duymuştum,baktım kı duracell de bu söz için olabilecek en iyi örneklerden biri..









işine gelirse...

L.

festival günlüğü 1/4

festival günlükleri..bu sıralar günlüklerin pek popüler olmasından ötürü değil sadece,olayın yakalayabildiğim kısımlar bakımından olanı göstermek amacım..

son cumartesi melis ile yaptığımız programa başlamadan önce söylediğim gibi bazı tanıdıkları gördük..sonrasında hep beraber Beyoğlu Sinema'sına doğru yolu tuttuk..

ilk film Aptallar Tarafından Sevilmek Zor İş gibi sakıncalı film olduğundan mıdır bilinmez film iptal olmuştu..yerine de dünyanın en saçma filmini koymuşlar,teselli ikramiyesi gibi..onun yerine bilet paralarını geri almayı tercih ettik..sonra..



urban cafe'ye gitmek için güzel bir bahane bulduk..





pesto sosun mevcut olduğunu öğrendiğim yerde,yapılan pizza nerdeyse karadeniz pidesinden kırmaydı..

funghi denemelerimi burada da sürdüreceğime benziyor..



19.00'daki ikinci filme gitmeden once geriye kalan kısa zamanda da,yunus'un konu ile alakalı ödevi icin Enki Bilal'in sergisindeydik..



gidilmesi gerekilen bir sergi..detaylar ve perspektif büyüleyici..ve arka taraftaki saatlerle alakalı olan sergi de müthiş..saniye kavramının fiziksel olarak var olması..

çok boyutlu bir kavramin,3 boyuta indirgenmesi..



1 ytl'ye 1 dilim ananas.



2. film Yeni Rüya'daydı.Il Divo adlı film..

konusu direk ilgi alanım olmasa da,sıradışı bir anlatım olduğunu söyleyebilirim.bazı yerlerinde sıkılsam bile,bir beklenti içine sokuyor izleyeni..oyunculuk ve sinematografisi beni tatmın etti diyebilirim..







olayı abartanlardan..





diğer film gün çarşamba ve o zamana kadar "le vent nous portera" diyerek gidiyoruz..


L.